Ana içeriğe atla

Fransız askeri uzman: Efrîn’de Türk zaferi imkansız

Analizler

Türkiye’nin Efrîn’de zafer kazanmasının imkansız olduğunu söyledi. Desuin ayrıca Suriye’de çözümün siyasi değil askeri olduğunun altını çizdi.

Askeri uzman Hadrien Desuin,  Efrîn’deki Türk saldırılarına ilişkin sorularını yanıtladı.

Desuin, Türkiye’nin saldırıdaki amacı, birlikte hareket ettiği gruplar, ABD, Rusya ve NATO’nun tutumu ile Suriye’deki karmaşık durumu değerlendirdi. Desuin, Türk-Rus ittifakının da çok konjonktürel olduğunu ve her an patlayabileceğini düşünüyor.

DAİŞ HİÇBİR ZAMAN TÜRKİYE’NİN ÖNCELİĞİ OLMADI

DAİŞ sahada Kürtler sayesinde savaşı kaybetmesine rağmen ve özellikle de Rakka zaferinden sonra Türkiye neden Efrîn’e saldırdı?

DAİŞ hiçbir zaman Türkiye’nin öncelikli hedefi olmadı. Aksine, İslam Devleti kimi zaman Türkiye’nin objektif ittifakı oldu, Kobanê kuşatmasında olduğu gibi. DAİŞ’in düşüşü bir boşluk yarattı ve Türkiye Suriye Kürtlerinin üç kantonu birleştirmesinden korkarak acele etti. Daha sonra, Kürt güçleri Türklerin burnunun dibinde Rakka’yı aldı ve Fırat boyunca Irak sınırına kadar indi. Minbic ve Bab dolaylarında yaşanan çatışmalara rağmen Amerika veya Rusların koruması sayesinde Kürtler ile Türkler arasındaki durum istikrar kazandı. Türkiye Ocak ayında ‘Zeytin Dalı’ operasyonu ile muhtemelen iç siyaset hesapları yaparak inisiyatifi yeniden ele aldı.

Türk komutası altında işgale katılan silahlı gruplar kimlerdir?

Çok çeşitli silahlı gruplara Türk ordusu tarafından rol biçildi. Ordu perdenin arkasında kalmayı tercih etti. Bu gruplar çok değişken olduğu için tam bir envanter çıkarmak mümkün değil. Türkmen azınlıkların dışında, aralarında eski El Nusra, Tahrir El Şam, Ceyşul İslam savaşçıları, Batı Avrupa’da ‘isyancı’ ya da ‘Özgür Suriye Ordusu’ olarak tabir edilen ama gerçekte tehlikeli aşırı cihatçı gruplar olan çeşitli tekfirci koalisyonların yer aldığı Arap cihatçı gruplar var.

RUSYA İLE İTTİFAK ÇOK KONJONKTÜREL, HER AN PATLAYABİLİR

Rusya’nın Türk işgalindeki rolü nedir?

Rusya Türk işgalinde hiçbir rol oynamadı. Sadece Astana ve Soçi diplomatik tartışmaları vesilesiyle manevra yapabileceğini düşündüğü Türk ittifakı ile arası bozulmasın diye Efrîn alanından çekilmeyi ve Türk uçaklarına izin vermeyi tercih etti. Bunun karşılığında, İdlib bölgesinin güneyi ile Guta’da operasyona yeniden devam etme imkanını elde etti.

Rus-Türk ittifakı sürdürülebilir mi?

Bu ittifak çok kırılgan çünkü Türkiye aynı zamanda ABD’nin ittifakı ve ABD de QSD’nin (Demokratik Suriye Güçleri) ittifakıdır. Türk-Rus ittifakı dönemsel bir ittifaktır, çok konjonktüreldir, her an patlayabilir. Şimdi Türkiye Efrîn kantonu ile olan sınırı boyunca bir kaç kilometrelik şeridi stabilize edip Suriye ordusu ile karşı karşıya gelince, Türk-Rus ittifakı daha hassas bir aşamaya girdi. Mantıken, Türk operasyonunun burada durması gerekiyor. Zira, Rusya, Türkiye ile Suriye arasında yüksek yoğunluklu bir çatışmaya dönüşmesine izin vermeyecek. Özellikle de Soçi tartışmalarının başarısızlığa uğramasından sonra buna izin vermeyecek.

KÜRTLERİN ELİNDE ÇOK KART VAR

ABD’nin Türk saldırıları karşısındaki tutumu nedir?

Ruslar gibi Amerikalılar da Türkiye karşısında çok pısırık. Ruslar da Amerikalılar da, Türkiye’nin karşı tarafa itilmesinden korkuyor. Karşılıklı olarak son derece ince bir oyun içerisindeler. Ama Kürtlerin de bu oyunda, kontrolündeki topraklar dahil olmak üzere elinde çok sayıda kart var. Kürtler usta bir şekilde Rusya’nın Türkiye karşısındaki tutumunu sertleştirmek için Şam’dan geçebilir. Türkiye’nin Soçi’de hiçbir yararı yok ve ciddi bir şekilde sözde Suriye muhalefetinin kontrolünü elinde bulundurmuyor. Genel anlamda ele alırsak, ABD, Türkiye ile çatışmaya girmek istemiyor.

SURİYE NATO’NUN UMURUNDA DEĞİL, TEK GERÇEK DÜŞMANI RUSYA

Türk saldırılarında aralarında çocukların da olduğu çok sayıda sivil hayatını kaybetti ve barbar görüntülere tanık olduk. Saldırılar Batı’nın ‘cihatçı’ dediği gruplardan ordu kuran bir NATO üyesinden geliyorsa ve sivilleri öldürmek için NATO silahları kullanılıyorsa bunu nasıl açıklamak gerekiyor?

Bir çok açıdan Türkiye, NATO’nun öne sürdüğü demokrasi, insan hakları gibi değerlere uymuyor. Ama buna rağmen NATO refleks göstermiyor ve buna izin veriyor. NATO ya da diğer adıyla Avrupa’daki ABD, bu dosya konusunda Avrupa Birliği’nden daha az cesur, bu da inanılmaz bir performans. Türkiye, NATO’nun tek gerçek düşmanı olan Rusya karşısında coğrafik olarak çok stratejik bir duruma sahip. Suriye, NATO’nun umurunda değil. Onu ilgilendiren tek savaş, Rusya’ya karşı yeni soğuk savaştır.

TÜRKİYE’NİNKİ BİR PİRUS ZAFERİ

Türkiye, üç saat içerisinde Efrîn’e girmeyi hesaplıyordu ama şimdi yerinde sayıyor. NATO’nun ikinci büyük ordusu olduğu varsayılırsa askeri açıdan bu neyi ifade ediyor?

Gerçekte bir Pirus zaferinden bahsedilebilir. Diğer bir ifadeyle, Türk ordusunun maliyeti son derece yüksek ve tamamlanmamış bir saldırısıdır. Türk güçleri Efrîn muharebesindeki insani kayıpları kabul etmeye hazır görünmüyor. Kamuoyu da böyle bir olayda bu kadar maceracılığı anlamaz.

TÜRK ZAFERİ İMKANSIZ, SAVUNMAYA GEÇEBİLİR

Aksine, Kürt birlikleri topraklarını savunuyor ve bunun için ölmeye hazırlar. Bu durumda Türk ordusunun ilerlemeyi durdurması ve yöneticilerinin savaşçı açıklamalarına rağmen cepheyi stabilize etme arayışına girişmesi muhtemeldir. Şimdi Kürtlerin Efrîn’i savunmak için Şam ile ittifak zemini bulması ile birlikte Türk zaferi zan altındadır, hatta imkansızdır. Saldırıdan mevzilerini pekiştirmek için savunmaya geçebilir.

VESAYET SAVAŞI SÜRÜYOR

Suriye savaşının başından beri güçler dengesi, aktörler, piyonlar veya ittifakların bugünden yarına değişebildiğine tanıklık ettik. DAİŞ’in yenilgisiyle savaş yeni bir boyut kazandı. Suriye savaşına dair genel bir tablo ortaya koymak için, vesayet savaşının yerini gerçek aktörlere bıraktığı söylenebilir mi? Bu kadar aktörün olduğu bir savaşı nasıl tanımlamak gerekiyor? Bu bir dünya savaşı mıdır? Bu savaş kendi içerisine kaç savaşı barındırıyor? Ne beklemek gerekiyor?

DAİŞ’in sona ermesinin işi basitleştirmediği doğrudur. Ama Suriye iç savaşı, arkasındaki bölgesel hamileri ile birlikte devam ediyor. Her ne kadar Amerikalılar ve Ruslar dolaylı olarak savaşsalar da, küresel bir çatışmadan söz edebileceğimizi düşünmüyorum. Savaş sahası bölgesel olarak kalmaya devam ediyor ve genel olarak Suriye ile sınırlı. Diğer taraftan, Türkiye, İran, Suudi Arabistan ve İsrail gibi mevcut temel aktörler Suriye’nin komşusudurlar ve tüm olanaklarını savaşa dahil etmiyorlar. Genel itibariyle halen bir vesayet savaşı içerisindeyiz.

SURİYE’DE ÇÖZÜM ASKERİDİR, KAZANAN BARIŞI DAYATACAK

Yedi yıldan beridir inanılanın aksine Suriye çatışmasına çözüm siyasi veya diplomatik değil, askeridir. Daha sonra da kazanan barışı dayatacak. Eğer statükoda kalmaya devam ederse parçalanma ve Yakın Doğu’da kalıcı bir istikrarsızlık olacak, bu da arzu edilen değildir. Kürtler dahil Suriyelilerin askeri egemenliğini yeniden bulması ve kademeli olarak kim olursa olsun bölgesel tüm müdahalelerden uzaklaşmaları gerekiyor.

*Hadrien Desuin kimdir?

Fransa'da St-Cyr özel askeri okulu eski öğrencisi olan Hadrien Desuin, daha sonra Ulusal Jandarma Subayları Okulu'nda eğitimine devam etti. Desuin, Doğu Hıristiyanları sorunu ve onların diasporası üzerine uluslararası ve stratejik ilişkiler mastırı haptı. Desuin ayrıca 2005'te Kahire'deki Ekonomik, Hukuki ve Sosyal Araştırmalar ve Dokümantasyon Merkezi'nde Mısır jeopolitiği mastırını yaptı. 2010'dan 2012 yılına kadar Fransız "Les Conversations" sitesini yöneten Hadrien Desuin, bugün "Causeur et Conflits" sitesinde dünyadaki Fransız diplomatik faaliyetlerini takip ediyor. 2017’de “La France atlantiste ou le naufrage de la diplomatie” (Atlantik yanlısı Fransa veya diplomasinin batışı) adlı kitabı yayınlandı.

ANF

Yeni yorum ekle