Ana içeriğe atla

“Hoşçakalın Gözüm”: Ahmet Kaya, aramızdan ayrılalı 19 yıl oldu, özlem ve sevgiyle anıyoruz.

Güncel

Ahmet Kaya 28 Ekim 1957’de Malatya’da doğdu.

İşçi bir ailenin beş çocuğundan en küçüğüydü.

İlkokulu Malatya’da okudu ve müzikle ilk defa dokuz yaşındayken babasını aldığı ve üzerinde kendi vesikalı fotoğrafının olduğu bir bağlama ile başladı.

Babasının işçi arkadaşlarına konser verdi ve bu onun için unutulmaz bir anı oldu.

Ortaokulda iken ailesiyle İstanbul’a göç etti. Ortaöğretimden sonra müzikle profesyonelce ilgilenmeye başladı.

Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılan bir etkinlikte Ruhi Su ile tanışma fırsatı buldu ve Mahsus Mahal isimli şarkıyı söyledi.

1978 yılında Gelibolu’da askerlik yaptı, burada askeri orkestrada müzik çalışmalarına devam etti.

12 Eylül darbesi, birçokları gibi onun da hayatını değiştirdi. Neredeyse tüm arkadaşları tutuklandı.

Bu dönemde sayısız beste yaparak darbe ortamının yarattığı yılgınlığa müziğiyle yanıt verdi.

 

1985’te çıkardığı Ağlama Bebeğim albümünün sansürden geçmemesinin gazetelere yansıması albümün büyük bir beğeni toplamasını sağladı.

1990’ların ikinci yarısında daha yaygın bir dinleyici kitlesine seslenmesiyle her albümü ayrı bir satış rekoru kırmaya başladı.

1994’teki Şarkılarım Dağlara albümü resmi olarak 2 milyon 800 bin satış yaptı.

Sürgüne götüren süreç

Ahmet Kaya’yı sürgüne götüren süreç 10 Şubat 1999 günü Magazin Gazetecileri Derneği’nin (MGD) 10 Şubat 1999’da düzenlediği ”Yılın En İyi 10 Müzik Yıldızı Yarışması” ödül töreninde yaptığı konuşmayla başlamıştı.

Kaya, törende anadili olan Kürtçe bir şarkı söylemek ve ona klip çekmek istediğini söylemişti.

“Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği’ne, Cumartesi Anneleri’ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Bir de bir açıklamam var: Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayınlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayınlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını biliyorum.”

Bu konuşmanın ardından sahneye çıkan Serdar Ortaç, Sibel Can’ın “Padişah” şarkısını “Bu devirde kimse sultan değil, hükümdar değil, padişah değil / Atatürk yolunda tüm Türkiye / bu vatan bizim / ellerin değil” şeklinde değiştirerek okumuş, ardından da 10. Yıl Marşı’nı söylemişti.

Salondakiler de Ahmet Kaya’ya çatal, bıçak fırlatarak linç etmek istemişlerdi. Bu linç dalgası ileriki günlerde artarak devam edecekti.

“Hep sonradan”

 

Hürriyet gazetesi başta olmak üzere Türkiye medyasının Ahmet Kaya’yı hedef gösteren haberleri sonrası Kaya hakkında 18 Mart 1999’da İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde toplam 10,5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı.

Ahmet Kaya yalnız bırakılmıştı.

1999’un 16 Haziran’ında Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldı.

Yargılamaların sonucunda 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı.

Magazin Gazetecileri Derneği 13 yıl sonra 2012’de Ahmet Kaya’dan özür dilemek adına her yıl ‘Ahmet Kaya Özel Ödülü’ vereceğini açıklayacaktı. Ancak bu ödül ve gelen özür Ahmet Kaya’nın “Hep sonradan gelir aklım başıma” şarkısını hatırlatıyordu.

“Dostlarıma ince bir sitemdir, umarım bunu anlarlar”

 

Ahmet Kaya, sürgünde yaptığı “Siz Yanmayın – Sürgün” adlı şarkısında “dostlarıma ince bir sitemdir. Umarım bunu anlarlar” sözleriyle kırgınlığını, yalnız bırakıldığını anlatıyordu:

Ağlama bu günler gelir de geçer babam
Ağlama bu dertler elbet biter babam
Ocaksız köylerimde dumanlar tüter elbet
Ben yandım sen yanma Allah aşkına

“Burada, bu şarkımı söylerken, benim Türkiye’de yaşadığım çok zor günlerde bir ‘merhaba’sını istediğim, fakat o ‘merhaba’yı benden esirgeyen, ulusal anlamda aynı kaderi paylaştığım bütün arkadaşlarıma ve dostlarıma ince bir sitemdir. Umarım bunu anlarlar”…

İki damla gözyaşımla
Satıldım pazarlarda
Kırdılar yüreğimi
Kırdılar azarlarla
Sürgünlere yolladılar
Sabah dörtte yağmurlarla
Ben yandım
Siz yanmayın Allah aşkına

“Hoşçakalın Gözüm”

 

Hoşçakalın Gözüm Ahmet Kaya’nın son albümüydü.

Eşi Gülten Kaya’nın Hoşçakalın Gözüm şiirini şarkı sözü haline getirdi. Albümün son şarkısı da olan şiir Ahmet Kaya’nın yaşadıklarını anlatıyordu:

Nedir bu başımdaki felaket
Kırk yıldır sefalette bu Ahmet
Kefenimi alın dikin bir zahmet
Gömün beni, gömün beni bir başıma

Ahmet Kaya, 16 Kasım 2000’de bir kalp krizi sonucu Paris’te, sürgünde 43 yaşında yaşama veda etti.

17 Kasım 2000 günü düzenlenen cenaze törenine binlerce insan katıldı.

Ahmet Kaya, kendisi gibi sürgünde yaşamını yitiren Yılmaz Güney’in defnedildiği Paris’in Père Lachaise Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Yeni yorum ekle