Ana içeriğe atla

HDP: NATO'da kanıtlandı, Kürt düşmanlığının uluslararası alanda karşılığı yok!

HDP

HDP Sözcüsü Günay Kubilay, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Partilerine yönelik gözaltılarla güne başladıklarını belirten Kubilay, "Bu iktidar var oldukça farklı olan hiç kimsenin bu ülkede temiz bir siyasi oksijen alması mümkün olmayacaktır" dedi.

NATO zirvesini de değerlendiren Kubilay şunları söyledi:

"Son bir haftadır Türkiye ile NATO devletleri arasında bir kriz olduğu konuşuluyordu. Sonradan anlaşıldı ki AKP İktidarı Kürt düşmanlığını NATO’ya da taşımış. Yapılan açıklamalardan Erdoğan’ın NATO zirvesinde, Kuzey ve Doğu Suriye halklarının öz savunma gücü ve siyasi iradesinin “terörist” olarak tanınması için özel bir çaba harcadığı ve çeşitli pazarlıklar yaptığı anlaşılıyor. Böylece NATO’nun Baltık Savunma Planı’nı da bu nedenle veto ettiği açığa çıkmış oldu.

Kürt düşmanlığına dayalı bu nakaratın NATO devletlerinde de uluslararası toplumda da bir karşılığının olmadığı bir kez daha kanıtlanmış, Baltık Savunma Planı’nı veto blöfü de bir işe yaramamıştır. Demek ki, esas sorun ‘terör’ adı altında sürekli tekrarlanan ‘güvenlik sorunu’ değil. Esas sorun Kürtlerin bulundukları coğrafyada kendi kimlikleriyle, kültürleriyle, dilleriyle, kolektif haklarıyla eşit haklar temelinde yaşayacakları bir siyasal statünün elde edilmesini önlemek ve kazanılmış hakları ortadan kaldırmaktır."

AKP medyası Erdoğan’ın Londra’dan zaferle döndüğünü empoze ettiğini söyleyen Kubilay; "Empoze ediyor da onların zafer dedikleri ne ola ki? NATO devletlerine ‘terör’ adı altında Kürt düşmanlığını kabul ettirmek için NATO üyeliğini bir şantaj aracı haline getirmesi ve blöf olarak kullanması mı? Yoksa Baltık Planı’nı kabul edip NATO’ya biat etmesi mi?" dedi.

AKP'nin antiemperyalistliğinin palavradan ibaret olduğunu savunan Kubilay; "Siz isteseniz de anti emperyalist olamazsınız. Bırakınız emperyalizme karşı olmayı, kapitalist hiyerarşide bir üst basamağa çıkmak ve bölge ülkelerinin doğal varlıklarına ve ürettiği değerlere el koymak için her türlü hukuk dışı ve gayri meşru yola başvuruyorsunuz. Ülkeyi uluslararası tekelci sermayenin organik bir parçası haline getirdiğiniz. Her bakımdan ülkeyi emperyalizme bağımlı kıldınız. Üretimi bitirdiniz, Türkiye’yi iğneden ipliğe her şeyi dışarıdan alan bir ülke konumuna düşürdünüz" diye konuştu.

Til Rifat'taki çocuk katliamına da değinen Günay Kubilay şu bilgileri verdi:

"Kuzey-Doğu Suriye Hak İhlalleri Belgeleme Merkezi’nin raporuna göre de son iki yılda Türkiye’nin saldırıları sonucu bölgede en az 162 çocuk öldü, 195 çocuk ise yaralandı. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin verilerine göre de DAİŞ yani IŞİD ve El Nusra çetelerinin 2014-2018 yılları arasında Serekaniyê, Kobanê, Girê Spî, Reqa, Minbic, Derazor ve Hasekê’ye yönelik bombalı saldırılarda en az bin çocuk ölmüş. Sayıları net olmamakla birlikte çok sayıda çocuk sakat kalmış ve uzuvlarını yitirmiş."

Roboski’den Tel Rifat'a değişen tek şeyin sadece tabutların sayısı, değişmeyen şey ise Kürt düşmanlığı olduğunu vurgulayan Kubilay; hapishanelerdeki hasta tutukluların durumuna da dikkat çekti:

"Adalet Bakanlığı 2018 resmi verilerine göre son 8 yılda hapishanelerde 2 bin 300 tutuklu hayatını kaybetmiş. Toplam kapasitesi 220 bin olan cezaevlerinde 300 bine yakın tutuklu bulunuyor. İHD'nin verilerine göre 457'si ağır olmak üzere 1.334 hasta tutuklu var. Bunlar resmi raporlarını ulaştırabilmiş olanlar. Pek çok ağır hastanın daha adı ise bilinmiyor. Hapishanelerde kapatma mantığı ve düşman hukuku hüküm sürüyor."

Yeni yorum ekle