Ana içeriğe atla

Şam ile Moskova arasında resmi ayrılıklar

Suriye
Rusya

Moskova ve Şam arasında Suriye Anayasa Komitesi’yle ilişki konusunda biçimsel anlamda bir ayrılık yaşandığı ortaya çıktı. Bunun yanısıra iki ülke arasında Suriye hükümetinin bu komiteye dışardan müdahale edemeyeceği ‘egemen bir varlık’ olduğu ve Rus tarafının çalışmalara kısıtlama getirmemenin gerekliliği vurgusu konusunda sözlü bir anlaşma söz konusu.

Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde anayasada reform yapmakla görevli komitede yer alan, Suriye hükümeti, muhalefeti ve sivil toplum kuruluşlarından toplam 150 kişi, usule ilişkin kuralların belirlenmesinin ardından geçtiğimiz Kasım ayının başında çalışmaya başladı. Bu, 2011 yılından bu yana grupların birbirlerini siyasi olarak tanıması açısından atılan ilk siyasi adım oldu. İkinci adım ise anayasanın yazım hazırlıklarının başlaması için 45 üyeli küçük kurulun oluşturulması oldu.

Ancak görüşmelerin ikinci turu geçtiğimiz Cuma günü sona erdi. Şam’da ‘Ulusal Delegasyon’ olarak adlandırılan hükümet heyeti ‘ulusal temelleri’ kabul ettirme konusunda ısrar etti. Bu temeller Türk ve ABD müdahaleleri, terörizm ve Batı yaptırımlarını reddetmeyi içeriyordu. Şam’da diğer heyete ‘Türk rejimi delegasyonu’ deniliyor. Washington, Londra, ‘Müzakere Heyeti’, Şam’ı komitenin çalışmalarının aksamaya uğramasından sorumlu tuttu. Ayrıca diğer yabancı taraflar, 2254 sayılı karara yakın çevre ve mahkûmlar gibi başka bentler eklenmesini önerdi. Öte yandan Suriye hükümeti, 2254 sayılı karara uygun olarak, Suriye- Suriye diyaloğu ve ülke egemenliği ilkesine dayanan komite çalışmalarına ABD müdahalesini kınadı.

Bu, Şam ve Moskova arasında ilk resmi biçimsel boşluğun ortaya çıkmasına neden oldu. Elde edilen bilgilere göre Rus tarafı Komite’nin çalışmalarının aksaması nedeniyle rahat değil. Çünkü Astana garantörleri; Rusya, Türkiye ve İran’ın askeri operasyonları ve takaslarını kapsayan sürecin devam etmesini önemsiyor. Ancak Rus tarafı, Şam’a BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen ile arayı düzeltme konusunda baskı yapma aşamasına ulaşamadı.  

Pedersen, Lavrov ile görüştü

Öte yandan Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen Roma’ya giderek, dün Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile bir araya geldi. Bu, Moskova ve Şam arasında içerikle ilgili bir uzlaşma sağlandığını gösterdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Suriyeliler arasında dış müdahale olmadan sürdürülebilir ve verimli bir diyalogun kurulmasına katkıda bulunulduğu, Suriye halkından en büyük desteği alacak olan anayasa reformu için bu tür birleşik öneriler geliştirmek için zaman kısıtlamaları getirilmesi konusunda ortak bir görüş bildirildi.

Şam ve Moskova arasındaki ikinci biçimsel anlaşmazlık, Anayasa Komitesi’nin ikinci turunun bitiminden sonra Şam'ı ziyaret etmeyen Pedersen’e nasıl davranılacağı konusunda oldu. Lavrov ve Pedersen’in toplantısı, Rusya Dışişleri Bakanı’nın geçtiğimiz ayın 25’inde BM elçisi ve ofisini hedef alan eleştirileri aşmayı hedefliyordu. Ancak görüşmenin içeriği açısından Moskova şu konularda sabit bir tutum sergiledi; Komitenin çalışmaları için herhangi bir zaman çizelgesi belirlenmesi ve dış tarafların müdahalesini. Başka bir deyişle, BM elçisinin rolü komisyonun çalışmalarını ‘kolaylaştırmak’, vaftiz babalığı değil.

Bu tutum, Suriye Dışişleri Bakanı Velid el-Muallim tarafından yapılan açıklamayla uyuşuyor. Öte yandan 2254 sayılı kararın, bunun politik sürecin uygulanmaya konmasından itibaren 6 veya 18 ay içinde ‘geçiş’ öngörüyor. 2254 sayılı karar ayrıca 2012 Cenevre Sözleşmesi’ne alternatif bir referans bulma amaçlı bir Rus girişiminin sonucudur.

Üçüncü biçimsel anlaşmazlık ise Soçi-Astana süreciyle ilgilidir. Suriyeli yetkililer, Cenevre'deki komite toplantılarının herhangi bir siyasi içerik veya uluslararası meşruiyet olmadan coğrafi çerçevenin ötesine geçmediğini söyledi. Yani, komitenin çalışmalarına referans, Cenevre süreci, 2254 sayılı karar ve BM değil, Soçi-Astana sürecidir. Ancak bu, Şam’da ‘Türkiye hükümetine’ karşı başlatılan kampanya ile ‘müzakere heyetinin’, ‘Türkiye rejiminin delegasyonu’ olarak, özellikle Ankara’nın Soçi-Astana sürecinin ‘garantörlerinden’ biri olmasıyla uyuşmuyor.

Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, dün Lavrov-Pedersen toplantısında, Anayasa Komitesi, çalışmalarına başladıktan sonraki şartları ve Cenevre'deki son iki oturumun sonuçlarını, bu ayın 10 ve 11’inde Astana’da bir başka uluslararası toplantı yapılması konusunu ele alındığı belirtildi. Moskova, BM elçisini bu toplantıya davet etme isteğini dile getirdi.

Yani, içerik açısından Moskova, uluslararası ilişkileriyle ilgili nedenlerle Cenevre sürecini sürdürmekle, bir yandan ABD’liler ve Avrupalılarla olan ana oyunu ve diğer yandan bölgesel ortakları Türkiye ve İran’ı korumak için Soçi-Astana izini sürüyor. Ayrıca Fırat ve İdlib'in doğusunda Moskova ile Ankara arasında büyük bir askeri işbirliği bulunuyor.

 

Kaynak
Şarkul Awsat

Yeni yorum ekle